Herkes Neden Birbirine Benziyor?
Yüz Dolgusunda Doğallık Neden Kayboluyor?
Son yıllarda yüz dolgusu yaptıran birçok kişinin yüzü giderek birbirine benzemeye başladı. Elmacık kemikleri belirgin, yanaklar incelmiş, çene hattı keskinleşmiş, dudaklar ise doğal sınırlarının ötesinde hacim kazanmış bir yüz görünümü adeta tek tip bir estetik anlayışının sonucu haline geldi.
Oysa yüz dolgusu doğru planlandığında, yüzü değiştirmek için değil, yaşlanma ile oluşan hacim kayıplarını dengelemek ve daha dinç bir görünüm sağlamak için oldukça başarılı bir tedavi yöntemidir. Sorun, dolgunun yanlış uygulanmasından çok, yanlış endikasyonla ve gereğinden fazla kullanılmasıdır.
Bunun sonucunda kişiye özgü mimikler, yüzün karakterini oluşturan küçük asimetriler ve doğal geçişler zamanla kaybolur. İnsanlar daha genç görünmek isterken, birbirine benzeyen yüz hatlarına sahip olmaya başlayabilir.
Yüz Yaşlanması Sadece Hacim Kaybı Değildir
Bu durumun en önemli nedenlerinden biri, yüzdeki sarkma ve yaşlanma belirtilerinin yalnızca dolgu ile düzeltilmeye çalışılmasıdır. Oysa yüz yaşlanması tek başına hacim kaybından ibaret değildir. Bu süreç;
- Kemik yapının zamanla hacim kaybetmesi
- Cildin incelmesi ve elastikiyetini yitirmesi
- Yağ dokularının yer değiştirmesi ve azalması
- Kas ve bağ dokularının gevşemesi
gibi birbiriyle ilişkili birçok değişikliğin sonucunda ortaya çıkar.
Dolgu uygulamaları bu sürecin yalnızca belirli bir bölümüne çözüm sunabilir.
Dolgu Ne Zaman Yeterlidir?
Doğru alanlara, doğru miktarda ve doğru endikasyonla uygulanan yüz dolgusu; yüzün desteklenmesini, hacim kayıplarının dengelenmesini ve daha dinç bir görünüm elde edilmesini sağlayabilir.
Özellikle hafif hacim kayıplarında ve erken yaşlanma belirtilerinde oldukça başarılı sonuçlar alınabilir.
Ancak dolgu, sarkmayı tamamen ortadan kaldıran bir yöntem değildir.
Sarkmayı dolgu ile kamufle etmeye çalışmak, zamanla yüzü ağırlaştıran, doğal oranları bozan ve “şiş” ya da “tek tip” bir görünüme neden olabilir. Günümüzde sık karşılaşılan “herkes birbirine benziyor” algısının temel sebeplerinden biri de budur.
Dolgu Ne Zaman Yeterli Olmaz?
Belirgin cilt gevşemesi ve doku sarkmasının bulunduğu hastalarda bazen enerji bazlı cihazlar, bazen minimal cerrahi işlemler, bazen ise yüz germe ameliyatı daha doğru seçenek olabilir.
En doğal sonuçlar çoğu zaman tek bir yöntemi herkese uygulamakla değil, hastanın yaşına, cilt kalitesine, yüz anatomisine ve beklentilerine göre kişiye özel bir tedavi planı oluşturmakla elde edilir.
Dolgu, botoks, enerji bazlı cihazlar ve cerrahi yöntemler birbirinin alternatifi değil, doğru hastada birbirini tamamlayan tedavilerdir.
Bizim Yaklaşımımız
Dolgu uygulamaları kliniğimizde sık uygulanan işlemlerden biridir. Ancak aşırı hacim veren, yüzün karakterini değiştiren ve herkesi aynı estetik kalıba sokan bir dolgu anlayışını tercih etmiyoruz.
Bizim yaklaşımımız; kişinin yüz anatomisini, mimiklerini ve yaşlanma sürecini ayrıntılı olarak analiz ederek, gerekiyorsa minimal cerrahiler veya diğer yüz gençleştirme yöntemleriyle desteklenen, ölçülü ve kişiye özel bir tedavi planı oluşturmaktır.
Estetikte gerçek başarı; işlemin fark edilmesi değil, kişinin çevresinden “Dinlenmiş görünüyorsun.”, “Çok iyi görünüyorsun.” gibi yorumlar almasıdır.
Amacımız yüzü bambaşka bir forma dönüştürmek değil, kişinin kendi gençlik haline mümkün olduğunca yaklaşmasını sağlamaktır.
Çünkü bize göre estetik, yüzün hikâyesini silmek değil; o hikâyeyi koruyarak zamanı biraz geri almaktır.
Yüz dolgularının hangi durumlarda uygun olduğu ve doğal sonuç için nasıl planlanması gerektiği hakkında daha ayrıntılı bilgi için Dolgu sayfamızı inceleyebilirsiniz. Belirgin doku sarkması olan hastalarda cerrahi seçenekler hakkında bilgi almak için Yüz Germe ve Boyun Germe sayfamıza da göz atabilirsiniz.
