Yüz Dolgusu ve Hyalüronik Asit Dolgu Uygulamaları

Yüz dolgusu, yaşla birlikte gelişen hacim kayıplarını desteklemek, bazı yüz bölgelerinin konturunu belirginleştirmek ve çizgi veya çöküklükleri azaltmak amacıyla uygulanan ameliyatsız estetik işlemlerden biridir.

Ben dolgu uygulamalarında hyalüronik asit bazlı dolguları tercih ediyorum.

Bunun en önemli nedenleri, hyalüronik asidin uzun yıllardır estetik tıpta kullanılıyor olması, farklı yüz bölgelerine uygun farklı yoğunluklarda ürün seçeneklerinin bulunması ve gerekli olduğunda hyalüronidaz ile çözülebilmesidir.

Dolgu uygulamalarındaki yaklaşımım yüzü mümkün olduğunca fazla doldurmak değildir.

Amaç, anatomik olarak gerçekten ihtiyaç bulunan bölgelere kontrollü miktarda dolgu yaparak yüzün doğal oranlarını ve ifadesini korumaktır.

Hyalüronik Asit Dolgu Nedir?

Hyaluronik asit dolgu uygulamasında kullanılan 1 ml enjektör ve dolgu jelinin yapısını gösteren bilgilendirici infografik

Hyalüronik asit, insan vücudunda doğal olarak bulunan ve su tutma özelliği yüksek bir moleküldür.

Estetik uygulamalarda kullanılan hyalüronik asit dolgular, farklı yoğunluk ve elastikiyetlerde üretilerek yüzün farklı anatomik bölgelerinde kullanılabilir.

Örneğin kemiğe yakın yerleştirilen ve yüz iskeletini desteklemek amacıyla kullanılan bir ürünle, dudak veya ince yüzeyel çizgiler için kullanılan ürünün özellikleri aynı değildir.

Bu nedenle dolgu uygulamasında yalnızca “kaç mililitre dolgu kullanıldığı” değil, hangi ürünü hangi anatomik plana ve hangi amaçla yerleştirdiğimiz önemlidir.

Neden Hyalüronik Asit Dolgu Tercih Ediyorum?

Estetik tıpta farklı dolgu materyalleri bulunmasına rağmen benim temel tercihim hyalüronik asittir.

Bunun birkaç nedeni vardır.

Hyalüronik asit dolgular uzun yıllardır kullanılmaktadır ve uygulama teknikleri konusunda geniş bir klinik deneyim oluşmuştur.

En önemli avantajlarından biri de gerektiğinde hyalüronidaz enzimi ile çözülebilmeleridir.

Bu özellik özellikle estetik sonuçtan memnun olunmaması, aşırı dolgu yapılması veya nadir bir komplikasyon gelişmesi durumunda önemli bir güvenlik avantajı sağlar.

Kliniğimizde kullandığımız hyalüronik asit dolgu ürünlerinden biri Juvéderm® ailesidir. Ancak marka seçiminden daha önemli olan, kullanılan ürünün özelliklerinin uygulama yapılacak bölgeye uygun olmasıdır.

Yüz Dolgusunda Amaç Nedir?

Dolgu uygulamasının amacı her yüzü daha hacimli hale getirmek değildir.

Bazı yüzlerde birkaç anatomik noktadaki küçük destekler yüzün genel dengesinde belirgin değişiklik yaratabilir.

Bu nedenle yüzü:

  • kemik yapısı,
  • yağ kompartımanları,
  • cilt kalitesi,
  • dudak ve çene oranları,
  • sağ ve sol taraf arasındaki asimetri

ile birlikte değerlendiriyorum.

Benim için iyi bir dolgu sonucu, ilk bakışta “dolgu yapılmış” hissi oluşturmayan ancak yüzün daha dengeli ve dinlenmiş görünmesini sağlayan sonuçtur.

“Herkes Neden Birbirine Benziyor?” yazımızı da inceleyebilirsiniz.

Hangi Bölgelere Dolgu Yapılabilir?

Yüz dolgusu uygulama bölgelerini gösteren şematik görsel; şakak, elmacık kemiği, göz altı, dudak, nazolabial bölge, marionette çizgileri, çene ve jawline.

Hyalüronik asit dolgular yüzün birçok bölgesinde kullanılabilir.

Ancak her bölgenin anatomisi, kullanılacak ürünün özellikleri ve enjeksiyon planı farklıdır.

Elmacık Kemiği Dolgusu

Yaşla birlikte orta yüz bölgesindeki hacim azalabilir veya kişinin doğal anatomisinde elmacık kemikleri daha az belirgin olabilir.

Elmacık kemiği üzerine yapılan kontrollü dolgu uygulamaları orta yüzü destekleyebilir ve yüzün daha dengeli bir kontura kavuşmasına yardımcı olabilir.

Amaç elmacık kemiklerini gereğinden fazla büyütmek değil, yüzün genel anatomisine uygun bir projeksiyon oluşturmaktır.

Maksilla Önü ve Orta Yüz Desteği

Bazı hastalarda sorun yalnızca elmacık kemiği hacmi değildir.

Üst çenenin, yani maksillanın ön bölümündeki yetersiz destek, nazolabial bölgenin daha derin görünmesine ve orta yüzün geride algılanmasına katkıda bulunabilir.

Bu hastalarda doğrudan nazolabial çizgiyi doldurmak yerine, uygun anatomik planda maksilla önüne destek vermekdaha dengeli bir sonuç sağlayabilir.

Bu nedenle nazolabial çizgiyi değerlendirirken yalnızca çizginin kendisine değil, orta yüz desteğine de bakıyorum.

Dudak Dolgusu

Dudak dolgusu, dudak hacmini artırmak, asimetriyi azaltmak veya dudak konturunu desteklemek amacıyla yapılabilir.

Her hastada belirgin hacim artışı gerekli değildir.

Bazı hastalarda yalnızca dudak konturunun düzeltilmesi veya sağ ve sol taraf arasındaki küçük bir farkın giderilmesi yeterlidir.

Ben özellikle dudakta yüzün geri kalanıyla uyumsuz, aşırı projeksiyon veya aşırı hacim oluşturmamaya dikkat ediyorum.

Nazolabial Dolgu

Nazolabial çizgiler burun kenarından ağız köşesine doğru uzanan doğal yüz kıvrımlarıdır.

Bu çizgilerin tamamen yok edilmesi doğal bir hedef değildir.

Yaşla birlikte orta yüz hacminin azalması ve dokuların aşağı doğru yer değiştirmesiyle nazolabial oluklar daha belirgin hale gelebilir.

Tedavide bazen doğrudan oluğa dolgu yapılırken, bazı hastalarda önce elmacık veya maksilla önü desteğini artırmakdaha doğru olabilir.

Böylece nazolabial bölgeye gereğinden fazla ürün verilmesinden kaçınılabilir.

Marionette Çizgileri Dolgusu

Marionette çizgileri ağız köşelerinden çeneye doğru uzanan çizgilerdir.

Yaşlanmayla birlikte bu bölgede hacim kaybı, doku sarkması ve ağız köşesini aşağı çeken kasların etkisi birlikte rol oynayabilir.

Seçilmiş hastalarda dolgu ile çizginin derinliği azaltılabilir.

Ancak ileri sarkması bulunan hastalarda yalnızca dolgu ile bütün problemi düzeltmeye çalışmak yüzün alt bölümünde gereksiz hacim oluşturabilir.

Çene Dolgusu

Çene ucu yüz profilinin önemli bileşenlerinden biridir.

Çenenin geride veya küçük olduğu hastalarda hyalüronik asit dolguyla projeksiyon artırılabilir ve profil dengesi iyileştirilebilir.

Çene dolgusu özellikle burun ve dudaklarla birlikte değerlendirilmelidir.

Çok belirgin yapısal gerilik bulunan hastalarda ise dolgu yerine çene implantı veya genioplasti gibi daha kalıcı cerrahi seçenekler değerlendirilebilir.

Jawline Dolgusu

Jawline dolgusu alt çene hattının daha belirgin görünmesini sağlamak amacıyla yapılabilir.

Özellikle alt çene konturunun zayıf olduğu veya çene ucu ile mandibula hattı arasındaki geçişin belirsiz olduğu hastalarda kontrollü dolgu uygulaması faydalı olabilir.

Ancak jawline dolgusunda gereğinden fazla hacim verilmesi yüzü ağır ve geniş gösterebilir.

Bu nedenle alt yüz genişliği ve yüz şekli mutlaka birlikte değerlendirilmelidir.

Göz Altı Işık Dolgusu

Göz altındaki çöküklük, özellikle tear trough olarak adlandırılan gözyaşı oluğunda belirgin olduğunda kişi sürekli yorgun görünebilir.

Uygun hastalarda düşük miktarda hyalüronik asit dolgu ile göz kapağı ile yanak arasındaki geçiş desteklenebilir.

Ancak göz altı dolgusu her göz altı torbasının tedavisi değildir.

Belirgin yağ torbaları, fazla cilt veya alt göz kapağı gevşekliği bulunan hastalarda dolgu yerine blefaroplasti daha uygun olabilir.

Göz altı bölgesi ödem gelişimine yatkın olduğu için hasta seçimi ve ürün miktarı özellikle önemlidir.

Şakak Dolgusu

Yaşla birlikte şakak bölgesinde hacim kaybı gelişebilir.

Bu durum yüzün üst bölümünde daha kemikli ve çökmüş bir görünüm oluşturabilir.

Uygun hastalarda şakak bölgesine yapılan hyalüronik asit dolgu ile hacim desteği sağlanabilir.

Şakak anatomik olarak önemli damarların bulunduğu bir bölge olduğu için enjeksiyon tekniğinin dikkatli planlanması gerekir.

Kaş Altına Dolgu

Bazı hastalarda kaşın dış bölümünün altında hacim kaybı oluşabilir.

Seçilmiş hastalarda kaş altındaki uygun anatomik bölgeye küçük miktarda dolgu uygulanması, kaşın daha destekli görünmesini sağlayabilir ve hafif bir kaldırma etkisi oluşturabilir.

Bu işlem cerrahi kaş kaldırmanın alternatifi değildir.

Belirgin kaş düşüklüğü bulunan hastalarda cerrahi yöntemler daha uygun olabilir.

Burun Dolgusu

Hyalüronik asit dolgu burun konturundaki bazı küçük düzensizliklerin düzeltilmesinde kullanılabilir.

Örneğin:

  • burun sırtındaki küçük çöküklükler,
  • hafif kontur düzensizlikleri,
  • seçilmiş burun ucu destek ihtiyaçları

dolgu ile kamufle edilebilir.

Ancak burun dolgusu burnu küçültmez.

Aksine hacim ekleyerek bazı konturları daha dengeli göstermeyi amaçlar.

Belirgin kemik veya kıkırdak deformitelerinde rinoplasti daha uygun bir seçenek olabilir.

Alın İnce Çizgilerine Dolgu

Alın çizgilerinin önemli bir bölümü mimik hareketlerine bağlıdır ve bu nedenle ilk seçenek çoğunlukla botulinum toksindir.

Ancak uzun süredir mevcut olan bazı statik çizgiler, kas hareketi azaltıldıktan sonra bile belirgin kalabilir.

Seçilmiş hastalarda çok küçük miktarda ve uygun özellikte hyalüronik asit dolgu ile bu çizgiler desteklenebilir.

Alın damar anatomisi nedeniyle ileri düzey anatomik bilgi gerektiren bir enjeksiyon bölgesidir.

Boyundaki İnce Çizgilere Dolgu

Boyunda yatay ince çizgiler bazı hastalarda genç yaşlardan itibaren görülebilir ve yaşla birlikte daha belirgin hale gelebilir.

Seçilmiş hastalarda yüzeyel ve kontrollü hyalüronik asit uygulamalarıyla bu çizgilerin görünümü azaltılabilir.

Boyun derisinin ince olması nedeniyle aşırı miktarda ürün kullanılmaması önemlidir.

Yüz Dolgusu Nasıl Yapılır?

Dolgu öncesinde yüz hem istirahatte hem de hareket sırasında değerlendirilir.

Tedavi edilecek anatomik alan belirlendikten sonra uygun yoğunlukta hyalüronik asit ürünü seçilir.

Dolgu, bölgenin anatomisine göre iğne veya kanül kullanılarak farklı doku katmanlarına uygulanabilir.

Bazı bölgelerde kemiğin üzerine derin enjeksiyon yapılırken, bazı alanlarda daha yüzeyel uygulamalar gerekir.

Bu nedenle yüz dolgusunda kullanılan teknik bütün yüz bölgelerinde aynı değildir.

Ne Kadar Dolgu Yapılmalıdır?

Ben dolgu miktarını standart bir “kaç cc yapılmalı?” yaklaşımıyla belirlemiyorum.

Bazı hastalarda 1 ml ürün birkaç anatomik bölgeye dağıtılarak yeterli bir denge sağlayabilirken, belirgin hacim kaybı bulunan başka bir hastada daha fazla ürün gerekebilir.

Önemli olan mümkün olduğunca fazla ürün kullanmak değil, ihtiyaç duyulan anatomik noktaya yeterli miktarda destek vermektir.

Özellikle dudak, elmacık ve jawline gibi bölgelerde aşırı dolgu yüzün doğal oranlarını bozabilir.

Yüz Dolgusu Ne Kadar Süre Dayanır?

Hyalüronik asit dolgular kalıcı değildir.

Kalıcılık:

  • kullanılan ürünün özelliklerine,
  • uygulama bölgesine,
  • enjeksiyon derinliğine,
  • kişinin metabolizmasına,
  • yüz hareketlerine

göre değişir.

Hareketli bölgelerde dolgu daha hızlı azalabilirken, kemiğe yakın ve daha az hareketli bölgelerde daha uzun süre kalabilir.

Bu nedenle bütün yüz dolguları için tek bir kalıcılık süresi vermek doğru değildir.

Dolgu Zamanla Tamamen Kaybolur mu?

Hyalüronik asit vücutta zamanla parçalanır.

Ancak dolgunun ne kadar sürede tamamen azalacağı kişiden kişiye değişebilir.

Tekrarlayan uygulamalardan sonra bazı hastalarda önceki dolgunun bir kısmı beklenenden daha uzun süre dokuda kalabilir.

Bu nedenle yeni uygulama öncesinde mevcut dolgunun gerçekten ne kadar azaldığını değerlendirmek önemlidir.

Yüz Dolgusu Eritilebilir mi?

Hyalüronik asit dolguların önemli avantajlarından biri hyalüronidaz adı verilen enzimle çözülebilmeleridir.

Gerekli durumlarda dolgunun tamamı veya belirli bir bölümü azaltılabilir.

Bu özellik, hyalüronik asidi kalıcı veya kolayca geri döndürülemeyen dolgu materyallerine tercih etmemin önemli nedenlerinden biridir.

Ancak hyalüronidaz uygulaması da gelişigüzel yapılmamalı ve hekim tarafından değerlendirilmelidir.

“Neden Yüz Dolgularında Hyaluronik Asit Tercih Ediyorum?” adlı yazımızı da inceleyebilirsiniz.

Yüz Dolgusunun Zararları ve Riskleri Nelerdir?

Dolgu uygulamaları cerrahi olmamasına rağmen risksiz değildir.

Daha sık ve genellikle geçici yan etkiler arasında:

  • şişlik,
  • morarma,
  • hassasiyet,
  • geçici asimetri,
  • enjeksiyon bölgesinde kızarıklık

bulunabilir.

Daha nadiren nodül, enfeksiyon, uzun süreli ödem veya ürünün istenmeyen bir bölgede hissedilmesi görülebilir.

Damar Tıkanıklığı

Dolgu uygulamalarının en önemli nadir komplikasyonlarından biri ürünün bir damara girmesi veya damar dolaşımını engellemesidir.

Bu durum dokunun kanlanmasını bozabilir.

Özellikle burun, alın ve göz çevresi gibi bazı anatomik bölgelerde damar komplikasyonlarının sonuçları daha ciddi olabilir.

Çok nadiren göz damarlarının etkilenmesine bağlı görme kaybı bildirilmiştir.

Bu nedenle dolgu uygulamasının “basit bir güzellik işlemi” olarak değil, ayrıntılı yüz anatomisi bilgisi gerektiren tıbbi bir enjeksiyon işlemi olarak değerlendirilmesi gerekir.

Hyalüronik asit kullanmanın önemli avantajlarından biri, damar komplikasyonu şüphesinde hyalüronidaz ile ürünün hızla çözülmesine yönelik tedavi seçeneğinin bulunmasıdır.

Dolgu Sonrası Nelere Dikkat Edilmelidir?

İlk saatlerde enjeksiyon bölgelerinde hafif şişlik, hassasiyet veya kızarıklık görülebilir.

İlk gün bölgeye gereksiz baskı ve yoğun masaj yapılmaması önemlidir.

Özellikle dudak dolgusunda ödem ilk günlerde sonucu olduğundan daha hacimli gösterebilir.

Yoğun egzersiz, sauna ve aşırı sıcak ortamlar kısa süre ertelenebilir.

Tedavi edilen bölgeye özel öneriler uygulama sonrasında hastaya ayrıca anlatılır.

Dolgu Sonrası Şişlik Ne Zaman Geçer?

Şişliğin miktarı uygulama alanına göre değişir.

Dudak ve göz altı gibi bölgelerde ödem daha belirgin olabilir.

Genellikle ilk günlerde azalır ancak nihai sonucu değerlendirmek için dokuların tamamen sakinleşmesini beklemek daha doğrudur.

Dolgu ile Botoks Aynı Şey midir?

Hayır.

Botulinum toksin ve dolgu farklı mekanizmalarla çalışır.

Botulinum toksin, kas aktivitesini geçici olarak azaltır ve özellikle mimik çizgilerinde kullanılır.

Hyalüronik asit dolgu ise hacim desteği sağlar, çöküklükleri azaltır veya yüz konturunu şekillendirir.

Bazı hastalarda iki uygulama birbirini tamamlayabilir.

Örneğin alın çizgilerinde önce mimik hareketini azaltmak, kalan statik çizgileri daha sonra farklı bir yöntemle değerlendirmek daha doğru olabilir.

Yüz Dolgusu mu Yağ Enjeksiyonu mu?

Her ikisi de hacim kazandırabilir ancak aynı işlem değildir.

Hyalüronik asit dolgunun en önemli avantajlarından biri muayenehane şartlarında uygulanabilmesi, hacmin kontrollü olarak artırılabilmesi ve gerektiğinde eritilebilmesidir.

Yağ enjeksiyonunda ise hastanın kendi dokusu kullanılır ve daha geniş hacim eksikliklerinde avantaj sağlayabilir.

Ancak yağın alınması ve hazırlanması gerektiği için daha kapsamlı bir işlemdir ve verilen yağın ne kadarının kalıcı olacağı önceden kesin olarak bilinemez.

Hangi yöntemin uygun olduğu ihtiyaç duyulan hacme ve bölgeye göre değişir.

Kalıcı Dolgu Kullanıyor muyum?

Ben yüz dolgusu uygulamalarında kalıcı dolguları rutin olarak tercih etmiyorum.

Yüz yıllar içerisinde değişen dinamik bir yapıdır.

Kalıcı bir materyalin yıllar sonra oluşturabileceği problemlerin yönetimi daha zor olabilir.

Hyalüronik asit dolguların zamanla azalması ve gerektiğinde eritilebilmesi, benim açımdan önemli bir avantajdır.

Dolgu Yüzü Şişirir mi?

Doğru miktarda ve doğru anatomik noktaya yapılan dolgunun amacı yüzü genel olarak şişirmek değildir.

“Dolgu yüzü” olarak tarif edilen aşırı hacimli görünüm çoğunlukla gereğinden fazla ürün kullanılması veya yüzün bütün bölgelerinin aynı anda doldurulmaya çalışılmasıyla ilişkilidir.

Benim yaklaşımımda dolgu, eksik olanı destekleyen bir araçtır, yüzü olduğundan daha büyük hale getirme yöntemi değildir.

Dolgu Öncesi Yüz Nasıl Değerlendirilir?

Dolgu uygulamasından önce yalnızca hastanın işaret ettiği çizgiye bakmak yeterli değildir.

Örneğin belirgin bir nazolabial oluğun nedeni doğrudan o çizgideki hacim eksikliği olmayabilir. Orta yüzde veya maksilla önünde destek kaybı bulunabilir.

Aynı şekilde jawline veya çene değerlendirilirken burun, dudak ve yüzün genel profili de göz önünde bulundurulmalıdır.

Bu nedenle dolgu planını tek bir çizgiyi değil, yüzün bütün anatomik oranlarını değerlendirerek yapıyorum.

Dolgu Uygulamalarında Benim Yaklaşımım

Dolgu uygulamalarında temel hedefim yüzü değiştirmek veya mümkün olduğunca fazla hacim oluşturmak değildir.

Hastanın yüzünü önce bir bütün olarak değerlendiriyor ve gerçekten destek gerektiren anatomik bölgeleri belirliyorum.

Pratiğimde en sık elmacık kemiği, maksilla önü, dudak, nazolabial oluk, marionette çizgileri, çene, jawline, göz altı, şakak ve gerekli hastalarda kaş altı bölgesine dolgu uyguluyorum.

Seçilmiş hastalarda burun konturu ile alın ve boyundaki ince statik çizgiler için de hyalüronik asit kullanılabilir.

Benim için önemli olan “kaç bölgeye dolgu yapıldığı” veya “kaç mililitre kullanıldığı” değil, uygun ürünü uygun anatomik noktaya mümkün olan en kontrollü miktarda uygulamaktır.

Hyalüronik asit dolguları uzun yıllardır kullanılmaları ve gerektiğinde çözülebilmeleri nedeniyle tercih ediyorum.

Sonuç

Yüz dolgusu tek bir uygulama değildir.

Elmacık kemiğinden dudağa, nazolabial bölgeden çene ve jawline’a, göz altından şakaklara kadar farklı anatomik alanlar farklı amaçlarla tedavi edilebilir.

Başarılı bir dolgu uygulamasında temel nokta, her çizgiyi doldurmak veya yüzün bütün bölgelerine hacim eklemek değildir.

Amaç, yüz anatomisini değerlendirerek eksik olan desteği kontrollü biçimde yerine koymak ve doğal yüz oranlarını korumaktır.